Tarih Felsefesi ( tanımlar/özetler)

Tarih Felsefesi : sözcüğü tarih sözcüğünün çifte anlamına göre iki anlamlıdır. Tarih, hem insani ve geçmişte kalan olaylar topluluğunu yani yaşanmış geçmişi, hemde yaşanmış geçmişi konu edinen bilim Tarih bilimi kastedilir ki tarih felsefesinden iki şey anlaşılır. 1) yaşanmış geçmişin felsefesi olarak tarih felsefesi ( geçmişte kalan olayların ne anlam ifade ettiğinden başlayıp bizi üst bakışa götürür ) 2) Tarih biliminin felsefesi. ( tarihçinin bilgi edinme etkinliğini sorgulayan tarihsel bilginin nitelik hatta olabilirliğini çözümleyen bir tarihsel bilgi eleştirisidir.

Antik çağ ve orta çağda tarih kavramı:

1) Antik çağda Historianın çifte anlamı; historia nın batı dillerindeki tüm karşılıkları, Grekçe istoria dan gelen tanık olunan olayların bilgisine verilen addır. , sadece doğal olaylara ilişkin birikim bilgisi anlamında değil insan topluluklarının başından geçenleri kaydetme yoluyla edinilen bilgi anlamında ilk kez heredot kullanmıştır. Döngüsel tarih anlayışı mevcuttur. Devletler yıkılır ve yenileri kurulur.

2) Antik çağın tarih anlayışı üzerine bir yorum: Grekler insanı toplusal yaşamda genel bir düzen olduğuna inanıyorlardı.doğa düzenli bir oluşum bir kozmos du. Onlar göre felsefe var oluş nedenini kacak kalıcı e tele şeylere yönelerek bulabilirdi. 3) döngüsel tarihten Çizgisel tarihe geçiş; Wartenburga göre batı düşüncesinde atik çağın tarih anlayışı bir yandan korunur. Bir yandan da aşılmaya çalışılır hatta, antik çağın tanımadığı bir felsefe alanı ortayla çıkacaktır. Hıristiyanlık tarih felsefesine bir anlam katmıştır. Agutinyus ilk tarih filozofu: ristiyanlığın bakış açısıyla tarih anlayışını geliştirmiştir.Tanrı zamanı dışında öncesiz sonrasızdır. Ama onun yarattığı her şey zamanın içinde dir. Zaman artık var olmayan geçmiş boyut ile gelecek arasında bulunan şimdi yaşamakta olan kişinin anımsaması ile anlam kazanan bir şeydir. Tanrı insanı yarattı ve ademden bire hep günah işlediler ve tanrı bunları hesaba çekecektir. döngüsel tarih anlayışın yerine çizgisel tarih anlayışını getirmitir. Tarih tekerrürden ibaret değildi. Tanrı devleti ve yeryüzü devleti ( şeytanın devleti) vardır. İnsanlığını başı ve sonu belli bir gidişatı vardır. Ortaçağda Felsefe- Tarih karşıtlığı: Ortaçağ, antikçağın koyduğu döngüsel tarih anlayışını, Hıristiyanlık yoluyla çizgisel tarih anlayışı olarak reddetmişti. Ancak bunu redderken bile kutsal kitaptaki anlatlanları kullanarak ( Hıristiyanlık öncesi olup bitenler Hıristiyanlar için bir ders olması açısından anlatılmaktadır). bu yüzden kutsal kitapta tarih etkinliği değil yorum felsefe etkinliği vardır. Origenes ile birlikte tüm ortaçağ boyunca kullanılan historia Tarih ve dinsel olayların anlatımı düzensiz ve rastlantısal olaylara verilen ad olmuştur.historia kavramı tanrının belirlediği bir çizgide akan zamanı anlatırken diğer taraftan bireysel rastlantısal olayların anlatımı olarak karşımıza çıkar. İslam ortaçağı ve İbn Haldun: İslamiyette çizgisel tarih anlayışını benimser, o tarihçidir ve tarihçilerin olayları anlatırken yeterince titiz davranmadıklarını sadece eskiler gönderme yaptıklarını söyler. Olaylar arasında Nedensellik ilişkisi kurulması gerektiğini söyler. Hikaye etme değil izah etme olmalıdır. Aydınlanmada tarih kavramı : Yeni Çağın Bilgi Kuramı ve tarih: Ortaçağ insanlar her şeyin tanrı tarafından belirlendiği bir dünya sunmuştu. İnsan edilgendi. Rönesansta hümanizma çıktı. İnsanın edilgenlik duygusundan çıkıp birey olma çabasını destekler. Kendi kişiliğini arayan insan için kendi aklından başka yola çıkacağı bir şey yoktu. önce birey sonra ulus olmalıydı. Kişiselci ve bireyselciydi. Historianın çift anlamlılıktan kurtulması : antikçağ ortaçağ ve bir bölümüyle yeni çağ hem doğal olgular hakkındaki deney bilgisihende insani toplumsal olaylar hakkındaki haber bilgisi olarakistoria terimin kullandılar. Bacon ilk olarak bilimsel etkinliğin dayandığı zemin anlamında historiaın anlamlarından birine dayandırdı. 17 yy başında bundan İnsani toplumsal olayların bilgisi anaşıldı. Tarihsel Kuşkuculuk: historia kesin bilgi ve sağlam bilgi açısından değildir yüzeysel ve rastlantısal bu nedenle yasallaşmayan bilgidir. , P.Bayie için doğru eylemler için örnek alınamaz. Bir bilim olarak historiadan söz edilip edilemeyeceği tartışılır. Leibniz e göre mantıksal açıdan tarihsel bilgiyi olasılık kavramı altında değerlendirmek gerekir. Bacon : historiayı bilimler sistemi dışında bırakmıştır. Aydınlanması ilerleme idesi ve tarih : 18 yy. Tomasius Aydınlanmacı insan gelenekle gelen yanlış tarihsel bilgilerden arınmak ve ö yargılarımızın nerelerden kaynaklandığın bilmek için tarihin yardımına muhtaçtır. yeni yönelimler başlamıştır. Doğa bilimleri büyük gelişmeler göstermiştir. Ulus bilinci gelişmiştir .insan kendini ve ulusunu aydınlatmalıdır. Tarih felsefesin bir disiplin olarak ortaya çıkışı: Agustinyus ile başlayan tarih felsefesi geleneği vardır. 8 yy da bu terim ilk kez kullanılmıştır. J.J.Rousseau 1750 insanın doğuştaniyi olan doğası toplum haline gelirken bozuldu der. Tarihin aslında bu bozuluşun tarihi olduğun söyler. Russeau tarih filozofudur iki bakımdan doğallıktan kültür varlığı olmaya giden kaçınılmaz bir süreç görmektedir. insanların kendi özgür iradeleriyle tarihe yön vereceklerin belirterek 199 yy a yön vermiştir. F:M: Voltarie : felsefi yazılmış bir tarihe duyulan ihtiyaçtan söz etmiştir. Aydrınlanmacı nsan tarih yazmacılığın filozofça yapmalı keyfi değerlendirmeler ve dinsel doğmalar dışında yazmalı. I İselin : filozof insani ve tarihsel olaylar üzerinde yeterli bigi elde etmeye yönelmelidir. Ama bu bilgi filozofun tarihte bir genellik göme isteği nedeniyle daima filozofun tarihe müdahalesini gerektiren yani tarihteki rastlantısallığı ve düzensizliği bir genel içerisine tıkmaya çalışan zorlama bilgi olumaktan öte olamaz. Wegeline göre :insanın henm kendisine hemde topluma bir katkıda bulunabileceği tek ortam akılcı ereklere göre yönelmiş bir toplumdur. Tarihin ber ereği olduğun bakılmalıdır. Tarih ve anlama Herdelin Tarih felsefesi : 18 yy filozofu J.G. Herdel gençliğinde adınlanma ilerlem ülküsü etkisi altındadır. Tarihsel çağları bu gününü ölçüleri ile anlamak yanılgılar doğurur . aslında geçmişi bu günün ölçüleri ile bu günle karşılaştırmak gerekir. Her türlü karşılaştırma yanıltıcıdır. Genellik ararken bu varsa bile bunu bu günkü ölçülerimiz ile kavrama olanağına sahibiz. Gelecek kuşaklarda böyle bakacaklar. Evrenin temel ilkeleri vardır. Evrim süreci içinde tarih gelişir. Tüm bu gelişmelerde tanrının etkisi görülür .tarihsel olaylar doğanın ürünüdür ve tarihte mutlak varlığın uyumlu bir evrimidir. Tarihsel olayları doğa olayları gibi kesin neden ve sonuçları olmadığnı belirtir. Panteist herdel yeryüzüne yön veren bir kavrayışın yani tanrının görü alanı der. Her şeyin kendi yer ve uzamını bulduğu tarih insanlık tarihidir. Tarih filozofu tarihte bir düzen arayacak kişidir. Tarih iniş ve çıkışlar sürecidir. Hep ilerleyen değildir. tarihin bütün olarak asla kavranamayacağın belirtirken haklıdır Bir tarih felsefesini bilimsel düzlemde olanaklı pratik düzlemde gerekli kılan şey gelenektir. Gelenek bu gün yaşayan geçmiştir. İnsan kendi türünün bir ürünüdür. Birikim mevcuttur. Her dönem ve çağ kendi içinde ele alınmalı, tarih felsefesi betimleyici ve yorumlayıcı bir uğaştır uluslara göre değerlendirme tarihçinin görevidir. Anlamayı konumlandırmıştır Alman tarih okuluna ve Diltheye yön vermiştir. Kantın tarih anlayışı Hipotetik tarih: I Kant 19 yy tüm tarih felsefesini alman idealistleri etkilemiştir. Historik bilgi akıl bilgisi değildir. Bizim historik inanmalarımız olabiliri ama tarihsel olayların çokluğu karşısındaki izlenimlerimizden besledi bu türden inanmalar, bizi asla bir ilke bilgisine götüremez. Bilgi kuramsal düzlemde theoria – historia karşıtlığı aşılamaz. Bizim historik bilgimiz dağınık ve bireysel olaylar hakkındaki bilgi olarak kendisine dayanarak etik ilkeler türetebileceğimiz bir bilgiden çok tam tersine belli etik ilkelerden hareket eden tarihçilerin kendi kanılarıyla süsleyip bize sundukları bilgi türüdür. Salt akıl bilgimizle salt teorik bilgiye ulaşamayız tarihte geçmişi şimdiyi ve geleceği görmeyi sağlayacak bir a piriori varsa bile bu insanın aklına yabancıdır. . akılsal olan ile tarihsel olan karşıttır. Herdel tarihin bütün olarak asla kavranamayacağını belirtirken haklıdır. Tarihe hümanite ve ilerleme açısından bakmak gerekir. Teorik akıl tarihte bir genel nitelik saptayamaz. İlerleme teorik değil pratik açıdan ele alınmalıdır. Der. İlerleyen şey daima bir ereğe doru ilerler. Tarihe ilerleme idesi altından bakılacaksa bir erek belirlenmelidir. Biyoloji felsefesi geliştirmiştir. Organizma ürer büyür kendini yeniler bu özellikleri onu salt mekanik bir oluşum olarak görmemizi engeller. Erek bir şeyin kendi içinde son neden olmalıdır. İnsani ve toplumsal yaşamın anlamı ve ereği sorgulanır. İnsani toplumsal yaşamda insanın bu yaşam tarzını sürdürmesini belirleyen şey doğal güdüleri değil aklına dayanarak koyduğu ahlak yasası olabilir. İnsan özgürlüğünün göstergesidir. Ahlak yasası doğada yoktur ama doğanın armağanı olan akıl tarafından üretilir. Ereklilik idesinin devamı özgürlüktür. Tarihte ilerleme görülebilir özgürlüğün gelişme ilerleme sürecidir. Tarihçi yönetici bir ilke aramalıdır. Tanrısal öngörü vardır. Doğa akılı armağan etti ve içgüdüsel olarak kendi aklıyla kendi ereklerin geçekleştirmeli ve bu mutluluktan başkasına katılmamalıdır. Birey olarak ölümlü tür olarak ölümsüzdür. Birey olarak bencil ve toplum dışı isteklere sahiptir. Farkında olmadan toplu geliştirir. Yurttaşlık anayasası. Özgürlüğünü kötüye kullanmak ister. Yönetenden tam adalet beklemez. İnsanları yönetmek için tanrılar gerekir, insanın yaratıldığı eğri odundan düz bişey çıkmaz demiş tarih felsefesi böyle bir ahlaksal gereklilikte ortaya çıkar insanın daha fazla özgürlüğe doğru ilerlediği fikri ile oluşur. Evrensel ereğin sonucudur. Kant ve herdel tarih felsefesinin olabilirliğini açıklamaya çalışmışlardır. Alman İdealizmsine Kadar Amanyadaki Tarih Felsefesi : geçmişin reel bilgisinden çok gelecek araştırmasıdır. Ereklik açısından bakmak insan için kaçınılmazdır. Kültür tarihçiliği geleneği başlamıştır savaşlar vardır. Politz insanın çift doğası akıl ve duygusal bir valı kolmasında arar. Akılsal yoldan ahlaksal evren planı tasarlayanve bunu geçekleştirme ye çalışan insan ,diğer yandan toplum dışı bencil bir hayvandır. Hayvan yanın bastırmalı ve ahlaksal bir evren planına uygun yaşamalıdır. Schiller Estetik Tarih Felsefesi : Schelingi ve romantizm akımın etkilemiş olan schiller kantın bir tarih felsefesi olabileceği görüşünü teorik akılla değil pratik akılla bilimsel tarihin reel gidişini tam olarak kavrayamayız.ama felsefe bir kavrayıcı çabada değildir. Uyum idesi mevcuttur. Geçmişte kalan her şey sonsuz bir sessizliğe bürünmüştür Bilim olar tarih bu sessizlikteki yığınlardan bölük pörçük betimler yapmaya çalışan verimsiz bir çabadır. Uyumcu felsefi tin evrenin gidişine akılsal bir hedef taşımış, ve tarihede erek bilimsel bir ilke sokmuş olmaktadır. Ereklilik ilkesi aklın bir ürünüdür ve ve aynı zamanda tinin yaratıcılığının bin ürünüdür. Tarih felsefesi insanın kendi yaratıcı ve atfedici tini açısından tarihi anlamaya çalışan bir etkilik olabilir. Böyle bir tarih felsefesin amacıda bir yandan doğa ile insan özgürlüğü öbür yandan birey ile toplum arasında bir uyumu gerçekleştirme ülküsüne hizmet etmektedir. Buna ancak sanat yoluyla varılabilir 19 yy. Alman İdealizmi. Fichte tarih ve Ben : Alman idealizmi: esas olarak fichte scheling, hegel üçlüsü ile kısman schopenauer, ve schleiermacher içine alan bir filozof kuşağının ortaklaşa paylaştıkları bazı temel düşünceler kastedilir. Bu akımın temelini karantta bulmuştur. JG Fichte kantın fesefesini nağırlık merkezini bilgi kramında değil pratik felsefesinde bulur . İnsan her şeyi başlatanın kendi olduğunu kabul eder se bundan sonra iki yolu vardır. Objeden dış düyadan varlıktan yola çıkmak ve sujeden benden yola çıkmak . sujeden yola çıkamayız objeden yola çıkmalıyız . Bu haliyle mutlak ben, ben yada bilinç teorik akıldan önce pratik akıl en yüksek ilkesi olarak görünmelidir.Ben in eylemi yada Bilinç in eylemi olarak bilgi olayını tez anti tez sentez gibi üçlü bir bilinç hareketi bir diyalektik olarak konumlamış olur. Genel in evrensel peşindeki felsefesi ile tekil in peşindeki tarih karşıtlık içindedir. Geçmiş felsefeciler bilen inanı eyleyen insanın önüne koymuşlardır aslında insanın eyleyen yanı bilen yanından öce gelir. Bilgide bizzat eyleyen insanın etkinliğinin ürünüdür. Bilme özel bir saydamlık ve açıklıkla benin karşısına koyduğu objeye kavrayıcı biçimde eğilmesiyle olur. Ben bu eylemi sırasında sadece doğaya değil tarihede yönelir. ficte tüm tarih beş dönem ayırır suçluluk dönemi. Akıl ve bilinç özgürlükten yoksun içgüdü gibi çalışır. günahkarlık dönemi akıl kendisin göstermeye geçer bireyi itaat altına alır buyurgandır. Tam günahkarlık dönemi insan kendi dışındaki otoriteye baş kaldırır akıl ile değil bencillikle yapar. Akıl etkin değildir. Akılsallığın yükseliş dönemi bencil başkaldırının verimsizliğini ve amaçsızlığın anlar aklın önceliğini onaylar. Akıla dayalı bilim egemen olmaya başlar. Tam arınma ve kurtuluş dönemi : tam özgürlük aklın pratik işlevinin tüm insani yaşama egemen olduğu dönem. Scheling : tarihte zorunluluğun ve özgürlüğün Özdeşliği doğanın tümüyle bir erekli yapı olduğun söler. Bilinçsiz zekadır ve zeka yapı ile gelişir. İlerleyen erekli bir yapıyla dönüşür Doğa ile birlikte gelişen ve tin benin dışında bir şeydir. İnsanda ulaştığı son durak bilinçtir. Teorik ve pratik akıl yetisi vardır. Tarih doğadan farklı bir alandadır. Zorunluluk ve asallık bulunabilir ama aynı zmanda özgünr insan eylemleri de vardı. Gelişme ilerleme görülür. Son dönemde din felsefesi altında üç tarih evresi ayırır doğal evre bilinçsiz günahkar kader evresi Tarihleşme evresi özgürleşmeye başlayan akılın tarihte tanrısal açımı izlemeye başladığı evre, Birlik evresi doğa ile tarihin özgürlük ile zorunluluğun özdeşleştiği evre. Hiristiyan ideolojisine başvuvrur. Hegel Tarih ve Akıl 19 yy a tarih yüzyılı dedirten filozofların başında gelir. Alman idealizminin en sistemci filozofudur. Bir sistem kurmuştur. Bütün diğer felsefelerin etkilerin taşır. Bu etkiler sıkı bir düşünce ağı içinde yerlerini alırlar. İlk kavram varlıktır. tarihin öznesi olarak dünya tini yada akılı alır. Ama bu içerikten yoksundur ve yokluk ile aynı şeydir. İçini doldurmak için oluş gereklidir. Bu durumda düşünme diyalektik olarak çalışmaya başlar, varlığı bir kavramlar sistemi içinde toplamaya kadar gider. Bu mantıksal bir işlemdir. Varlığı diyalektik oluş içinde kavrayan düşünce onu aynı zamanda bir ereğe doğru ilerleyen bir sürç olarak görür. Tüm bunların temelinde tin yada akıl vardır. Ama tin doğada kendi başınalığından kopmuş ve kendisine yabancılaşmıştır bu çelişki kültür ve tarih dünyasında tinin kendini bulması ile ortadar kalkar. Başkalarından etkileşir. Tin kendi bilincine tek insanda değil tüm insanların ortaklaşa oluşturdukları şeylerde, dvlette sanatta dinde erişir, bu yüzden tinsel dünyanın ilk gelişim kaynağı tek insan sübjektif tin olmakla birlikte tek insanda tin eksiktir ancak ikinci basamakta objektifte özüne uygun hale gelir. Toplum devlet ve tarih öğlerini içerir. . aklın dünyaya egemen olduğu, öyleyse dünya tarihinde akıla uygun süreçleşme bulunduğu, doğaya uygun olduğunu anlatır. Bu bakımdan tarih felsefesi tarihin düşünsel yoldan incelenmesinden başka bir şey değildir. Tarih felsefesi salt spekülatif bir bilgi içinde yani mantıkça onaylanan tasarımlar altında yapılabilir. Tarihte aynı akıl hüküm sürmektedir. Tarihte salt düşünmenin konusu olara kaynı akıl tin vardır ve öyleyse tarih felsefesinde tarihin içeriğinde akılın gelişim basamaklarını ve kendisin gösterme tarzlarını inceleyecektir. Tarihin öznesi olara kdünya tininin tanrıdan başkası olmadığın belirtir. İnsanlığın hedefi.özgürlük bilincine ve tanrısal birliğe bir arada yönelme hedefidir. Hegel önce tarih sözcüğünün cift anlamın vurgular olup biten ve olmakta olan insani toplumsal olaylar olarak tarih ve bu olayları anlatan bilim dalı olarak tarih ayrımını yapar. Tarih yazıcılığı daha aristotalesin belirlediği gibi bir edebi türdür. Üç tarz edebi tarihçilik ayırır. A) İlkel tarih yazıcılığı yazar gördüğü yaşadığı duyduğu şeyleri kaydedip aktarır. Yazar burada kendi dönem ve çağına egemen olan dünya görüyü çerçevesinde yazmaktadır. B) Refleksiyonlu tarih Yazıcılığı, kendi çağından nitelik olarak farklı bir çağı yazmaktadır. Genel ( bağlam ve dönemlere topluca bakan), pragmatik (Tarihsel olaylara ahlak eğilimi açısından bakan) ve eleştirel ( tarihsel bilginin haber kaynağını inceleyen), Özet ( bir halk sınırlı alanda ele alınır. Yaşam tarzı gibi ) tarih yazıcılığı diye dört alt bölümü vardır. C)Felsefi dünya tarihi yazıcılığı bu sınıflandırmalardan sonra esaslı olarak iki tür tarih ayırmış olur. Historik tarih bunun içine ilkel ve refleksiyonlu tarih girer. Historik tarih.çokluğun alacalı bulacalı kabuğunu yırtıp bu kabuk içinde çekirdeği özü kavrayamaz, oysa bu kabuğu içinde bu dışsal görünüşün altında bir akıl vardır.alık kavranmadıkça tarih rastlantısallık alanından kurtulamaz. Historia özgürlüğe doğru ilerleyen tinin kendi açtığı alandır. Tinsel yasalar vardır. Schleiermacher : Tarih ve Hermeneutik Romantizm ve din felsefesinden etkilenir.doğa ve tin hep spekülatif kavrayıcı hemde empirik gözlemleyici (doğa bilimsel gözlem) bilmenin konusudur. Tarih bir akılsallık taşır tarihte akıl vardır. Ahlak öğretisi bizi tarih bilgisine götürür. Etkinliği daime kavrayıcı bilme ile desteklemek zorundadır. Tarih karşısında anlayıcı bilme özel bir kavrayıcı bilmedir. Spekülatif kavrayıcı bilme ve anlayıcı kavrayıcı bilmedern söz eder. Tarih ancak bir ahlak öğretisinden çıkartılmış akıl ilkeleri altında yorumlanabilir. Dönemin ahlak ölçütlerini bilerek bunun ışığında tarih yorumlanmalıdır.he rdönemi kendi bireyselliği içinde ele almak gerekir. Elde edilen genel tarih bilgisinin din felsefesi, kilise öğretisi ve hoıristiyan teolojisi ile yarımlanması gerektiğini söyler.Romantik tarih anlayışı Alman idealizmi , fihte ve scheling etkilenmiş birlikte gelişmiştir. Fihte ‘ben’ scheling ask idealizmi estetik tarih felsefesi. Tarih tüm insanlık sürecinin bilimidir. Tarihçilik tarihsel olayları Protestanlık açısından anlatmaya çalışmaktır. Tarihini barınacağı yer Hıristiyan kilisesidir. Pozitivis tarih anlayışı Kanuniyetçilik . Tarihi doğa bilimleri gibi yasalarla açıklamaya çalışmak. Faydacı – ahlaksal Makyevel, politik- liberal, sosyal alan kanuniyetle açıklanmaya çalışılmıştır. J.S. Mill Comt’a göre şimdiye kadar insanlığın böyle bir bilim kurmamış olmasını nedeni. İnsanlığın teolojik ve metafizik evrelerden pozitif evreye henüz yeni geçmiş olmasıdır. Bilimer çağı olarak b evre yeni yaşanmaya başlamıştır. Comt kendi bilimler sistemi içinde tarih adıyla bir bilime yer vermez. Tarihsel olayları bilimde olduğ gibi elde etmek mümkün değildir. Doğa bilimsel yasaların türevleri durumundaki tarih yaslarını ve psikolojinin desteğinde saptayan bizi çevreleyen zorluklar karşısında bizi bilinçli kılan bir bilim der tarih için H taine darvinizme bu dönemderi. Nordau buradan yola çıkar kendi görüşün Darvin modeli üstüne kurar Marksist tarih anlayıAkılcı maddi ilişkilerin belirlediği bilinç ile tarihi anlama çabası, tarih felsefesinin sistematiğini gerçek ilişkilere göre doldurmak gerekir. Hegelde olduğu gibi tarihin öznesi olarak dünya tini yada akılı görmez. Akıl maddi ilişkilerin belirlediği bilinç durumudur. Bilinci belirleyen şey varlık ve toplumdur. Maddi ilişkiler birbirine bağlı iki öğeye sahiptir. Üretim güçleri üretim ilişkileri. Gerçek tarih ancak işçi devriminden sonra olacaktır. Bu nokta gerçek insanlık tarihinin başladığı dönem olacaktır. Toplumsal yaşama egemen olan ilk şey ihtiyaçların giderilmesidir. Bu yüzdende ilk tarihsel eylem üretimdir. Tarihte doğa yasları egemendir. Tarih olsa olsa farklılaşmış bir bir doğal süreçtir. İnsanlar kendi tarihlerin kendileri yapralar. Tarihteki ratlantısallıktar bu yasaların yönetimi altında yanıltıcı olmamalıdır. Kierkegaard, schopenauer, Nietzsche ve burckhard ta tarih. S. Kierkegaard tarih kavramının tamamen var oluşçu bir açıdan ele alır hegel e karyşı çıkar ora göre tüm dünya tarihsel spekülasyonlar ciddiye alınamayacak kadar boş hatta komiuktir. İleyleyen bir dünya tarihnin olduğu doğru ise bizler bu sürecin belli basamaklarında yer alanlar olarakkendimizi bu doğrunun tümellği içinde hiçbir şey söyleyemez buluruz. Bu saptama bizi septik güvensizliğe götürür tarihsel olma olup bitmiş olmadır.bu günüde içine alır. schopenauer tarih felsefesine ve tarih bilimine karşı çıkar , o aristotales gibi felsefenin görevi her zaman aynı kalan değişmeyen şeyin bilgisine yönelmekte yani theoria etkinliğinde bulur. Değişmeyen sonsuz evren iradesi dir. İnsan türünün tarihi olarak tarihsel olaylar yığını çağların birbirinini değişerek izlemesi, insani idelerin görünüşe çıktığı rastlantısal bir form içinde olur. İnsani yaşamın özünün objektif olara t tanınmasının imkansız olduğunu söyler. Feğlsefenin tarihten çıkaracağı hiçbir evrensel yoktur. Nietzsche tarihsel anlam denen şeyin hasta bir düşüncenin ürünü olduğunu söyler bunun tipik bir çöküş işaretin simgeler. Bu tearih düşkünlüğünün yaşam açısında ntehlikeli olduğun kültürel yaşamı barbarlaştırdığın ve yaşamı zehirlediğini söyler. Bu anlayış insanı yılların kötü etkisi altına almıştır. Bunun sonucu insani ve toplmsal bir kalın kafalılık olduğun söyler.herşeyi tarihselleştirmek yaratıcılığı hiçe saymatır. Gerçek yaşam tarihe tutsak kılınamaza, yaşama hizmet edecek üç türlü yararlı tarih vardır. Anıtsal tarih. Başarı öneklerinde nyararlı bir eğitim sağlanabilir, Antik tarih, çağımızın dünya görüşü ve düşünme modeli ile ele alırnırın. Bir şeyer öğretir., Eleştirici tarih, asıl eğitselve yararlı olandır. Yaşamanın bu gününe istek ve talepler açısından bakılır, objektif tarih olmaz, genel anlam olmaz, bu Hıristiyanlığın batı düşüncesine mirasıdr. Hıristiyanlık aşılrsa asıl insanlık tarihi olur.Tarihselcilik – Tarihsicilik tartışması Croce kendi tarih felsefesine tarihselcilik dermiştir. Ona göre tarih felsefesi disiplini özel bir alman disiplinidir. Tüm büyük tarih felsefelir herdel hegel Marks etkisi taşır. Tarih felsefesi bir çağın kendine ait yorumudur tarihi kümüyle kapsayamaz tarihi tümüyle bilme savı, tarih felesefesine Hıristiyan teolojisinden geçmiş, açınımcılı khastalığından kaynaklanır.çünkü tarihin belli bir alanında yaşayan bizler tarihin tümü üzerinde bir şey söylem hak ve olanağına sahip değiliz, tarihin tümü üzerine konuşan bir felsefe olamaz. Geçmişe ybu günden yapılan yorumda felsefe olmaz, felsefenin tarihte bulabileceği hiçbir genellik yoktur, felsefenin tarihin üstüne koyulması yoluyla giderilmek istenen bir alman ikilemi vardır. İnsan anacak tarihi sezgi ile kavrayabilir. Tarih felsefesi diye bir şey olamaz. Çünkü tarihe tarihin üstünden bakma olanağı yoktur der. İnsani olan her şeyin tarihsel olduğu, bilinci yani tarihselcilik ne felsefeden nede bilimden elde edilir ancak sezgi yoluyla ulaşılan bilinçtir. Ama bu bilinç felsefeyi de bilimide anlamlı kılan bir bilinçtir. Tarnihselcilik ilk kez romantiklerden novalis tarafından 19 y ilk yarısında kullanılmış, Braniss aynı söyü scheling vehegel e dayanarak özgürlüğü doğru ilerleyen dünya tarihinin öz niteliğinigöme biçimi olara ktanımlar. Prantl Hermeneutik tarih kavrayışı olarak tanımlar. Feuerbach tarihselciliği dinsel geleneğe tutuklanmış, ve geçmişin asla tam olara kavranılamayacak olan olaylarını tam olara kavrama iddiasında olan bir görüş, E.Rothacker Tarihsicilik : ayrımını yapar Evreni olduğu kadar insanlık tarihinide ilkel mekanik analojilerle kavramaya çalışan çocukça bir naturalizm bu ilkel naturalistik analoji filozoflara dünya tarihin açıklayabilecekleri konusunda ilkel bir cesaret veren kaynaktır. Bu iki terim hep karışmıştır. Troeltsch ilyi ve kötü tarihselcilik ayrımın yapar, kötü olan her şeyi tin e bağlayandır. Tarihi büyük ölçüde genel yasalar, sistemler ve doğal bilimsel zorunluluklar altında yanlış bir analoji le ele alan tarihselcilikter. İyi olan tarihsel göreceliktir ditleydeki gibi, Spengler ve Toynbee; Döngüsel tarih anlayışına dönüş Spenglere göre tüm tarin felsefeleri. Anlamsız olan şeylerin en anlamsızı olara ktarihte hep bir ereklik arayıp durmuşlar oysa tarih kör bir doğa oyununa benzen bizim ona yüklediğimiz anlamda hiçbir ereği taşımaz kültürlerin pek çoğu ereksizlik içinde gelişirler tarihe güvenilir bir yaklaşım için erek idesini tarihe taşımaktan vaz geçmekle olur. O tarihte belli biçimler bulabilmek için kendisine septik bir yöntem seçtiğini belirtir. Septik karşılaştırma yapmak gerektiğini söyler. Tarihin bir bilim olduğuna inanmak saçmadır der bizim gözümüzde her zaman bu gün içi nönem taşır ve biz ona hep kendi yaşam ve beklentilerimiz açısından eğililiriz. gerçek tarih kaderseldir ve kader yasalardan bağımzısdır. Gelişigüzeldir. Bir ereği yoktur. 3 tip kültürden bahseder. Metafiziksel dinsel yüksek kültürler, simgeci erken kültürler, sivil geç kültürler, her kültür kendi çinde yaşar ve son basamakta hepsin çöküş bekler, batı kültürü sivil geç kültürdür der. Batının çöküş içinde olduğunu savunur. Toynbee: bergson un atılımcı doğa felsefesinden etkilenmiş, spenglerinkine benzer bir felsefe geliştirmiştir.bilim olarak tarih, nomotetik bilimler ve bunların arasında özellikle antropoloji ile şiir arasında bir yerdedir. Her ikisine birden dayanır. Tarihin objesi kültüreldir. 21 adet kültür belirler ve yüksek kültürler kendi içlerinde anlaşılabilir olan anlam bütünlükleri oluştururlar. İşte özellikle tarih işte bu özellikle tarih bu yüksek kültürleri değer yargılarına başvurmadan anlamaya çalışan bir bilimdir. Derki biz olumlu yada olumsuz değerlendirmeler yapmak istemiyoruz anlamak istiyoruz. Kültürün gelişim meydan okumadır insanın doğaya meydan okuması ve ona egemen olması sayesinde oluşur gelişirler buna her toplum de elitler yaratıcı kişiler karşılık verirler. Kültürler yükselme ve gelişmeye çöküş dönemlerin yaşarlar. Hiçbir doğal yasallık söz konusu değildir. .dünya savaşların yaşamış kuşaktandırlar. Varoluşçu tarih Anlayışı tarihin objektif bütünlüğü gibi bir varsayımdan değil tarihin içinde duran ve tarihe sahip bireyden hareketle tariheyönelir. Heidegger e göre tarih insanın içine atıldığı koşullar toplamıdır. Onun bu dünyada olma ortamıdır. Tarih yapılmış olanın tarihidir. Ve ancak onu yapan anlamaya çalışşırsa anlam kzanır. Gelenekle gele nherşey insan var oluşunu saran ağ olarak tanımlar K:Jasper e göre kendi evrene atılmışlığın gözleme sırasında kendin fenomenler karşısında bulduğu ortamdır. Atılmışlık. Tarihi her şeyimi z olarak görme eğimli ekzistens olmayı engeller. Sartre. Ekonomik ilkeler dayanmadan tarihi kavramak olanaksızdır. Ama yaşayan insan olmadan da tarihte olmaz insanlar kendi tarihlerin kendileri yaparlar der Yapısalcı tarih anlayışı Yapısalcılık tin yada kültür bilimlerinin yöntemleri üzerindeki tartışmalar tepki olarak tarihsel olaylardaki yasallık rastlantısallık tartışmasın bir yana bırakıp bir dilin , bir toplumsal yaşayış ,tarzının bir çağın, göreli olara sabit kalmış yapısını rasyonel olara kavrama yönetiminden hareket eden bir akım. Bunun kaynağı dil bilim her tarihsel dönem çağ yada halk kendi eş zamanlı yaşamı içinde yapısal özellikleriyle kavranılmalıdır. Tüm tarihe yayılmış genel olgular yoktur. Sürüp giden döngüsel hareketler dizisidir. Antikçağın döngüsel tarih anlayışına dayanır çizgiseli ütopya sayar. Hermeneutik tarih Anlayışı anlam çıkarma; ilk kez Schilermacher anlama yöntemi İncil çevirisinde kullanmış, birey ve toplum bütün tarihsel çağlarda sözcüklere yüklenen ortak anlamlar aracılı ile evreni kavrarlar. Heidegger tarih olmuş ve olmakta olduğumuz şeylerdir kaderimizin bağlayıcısıdır. Gadamer. Bizi sarıp çevreleye tinsellik içinde tarihten bağımsız gibi hareket edemeyiz. Yinede tarihsel açıklama yapmak için olanaklarımız vardır. Felsefi hermeneutik tarihi anlamak ister. Tarih içinde konuşan ve ona ait olanı anlamaktır. geleceğimizin olanaklarında yönlendirir. Tarihsel olmanın temel karakteri anlamlı olmaktır. Tarihin var olmasını anlamaktır. A) Yazılı metinleri o metinlerin yazıldığı dildeki anlamıyla yorumlama yöntemi b) dilthey ile birlikte hermeneutik tin bilimlerinin metodolojisi olmuştur. C) Heidegger ve Gadamer ile birlikte insanın varlığa temel yöneliş ve açılış edimi sayılmış, ve böylece evrenselci bir tin felsefesinin de adı olmuştur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !